Tiyatro Sanatının Dört Temel Türü

TRAGEDYA

Tragedya, bir kahramanın kendi çevresindeki koşullarla savaşıp yenik düşmesini anlatan bir oyun türüdür. Kahramanın yenildiği şey her zaman ondan daha büyük onun yaşamından daha anlamlı olan bir şeydir. Kahramanın savaşımından evrensel boyutları içinde önemli bir olay çıkar, ama bu sonuç kahramanın yenik düşmesiyle önem kazanır. (Örnek oyunlar; Agameınnon (Aiskhülyos), Medea (Seneca), Kral Oidipus (Sophokles)).

KOMEDYA

Komedya, genelde kişiyi bir aksiyon içinde gösteren ve bu aksiyonu gülünç durumlar ve konuşmalarla geliştiren bir dramatik biçim. (Örnek oyun Tarcuf/e (Moliere)).

  1.  Ciddi Komedya

Ciddi komedya bir tezle karşımıza çıkar, ama bunu tartışarak değil, oyundaki kişiler arasındaki ilişkilerle, konuşmalarla, seyirciyi düşündürerek ortaya koyar. Genellikle “mutlu son” ile bilmez; mutsuz da değildir. Seyirciyi düşündürecek bir aşamada bırakır; seyirci, bundan sonra ne olmalı, nasıl davranmalı, ne yapmalı, sorularının yanıtını ararken tiyatrodan çıkar. Seyirci açısından seyri kolay, sürükleyici ve seyircideki merak öğesini sürekli ayakta tutacak niteliktedir.

(Örnek oyun, Bir Bebek Evi, Henric Ibsen)).

  1. Kahramanlık Komedyası

Tragedyayı andırır; özellikle romantik tragedyaya benzer. Bu benzerlik tek bir kahramanın ötekileri peşine takıp sürüklemesinde belirir. Bu oyun kişisi hem aksiyonu geliştiren tek kahraman hem de serüvenlerin merkezinde olan kişidir. Bu kahraman abanılmış, idealleştirilmiş bir oyun kişisidir.  Sanki insanüstü bir varlıktır. Üzüntüsü bile gösterişli ve abartılıdır. Ancak gerçek anlamda da trajik bir figür değildir. Komik durumlara düşmesine karşın, bunu, kendine güldürmeden atlatmasını bilir. Burada acı çeken, ama seyircinin acıma duygularını sömürmeyen, gerçekdışı, romantik bir kahraman vardır. (Örnek oyun Cyrano de Bergcrac (Edmond Rostand)).

  1. Romantik Komedya

Şövalyelik ve serüven komedyasıdır. Bu tür komedyalarda olanak dışı olmayan, ama olabilmesi çok zor olan bir olayın inandırıcı bir biçimde sunulması yer alır. Kılık değiştirmeler, aşklar, dövüş sahneleri vardır; masalların zengin fantezisi ile süslüdür, ancak masallardaki gibi gerçek­ dışı olayları kapsamaz. Olaylar gerçektir, durumlar ise olağandışı değildir. Bu türün en büyük ustası Shakespeare’dir. (Örnek oyun, Beğendiğiniz Gibi (W. Shakespeare), Amphitryon ’38 (Jean Giradoux)). 

  1. Töre ve Karakter Komedyası

İnsan yaşamıyla ilgili olan konuları psikolojiye yönelerek, onların kişisel yorumlarını yaparak gösterir. Bu tür komedyalar birey ve toplum taşlamasını, zaman zaman da eleştirisini amaçlar.  (Örnek oyunlar; Evham (Feraizcizade Mehmet Şakir), Zamane Şıklan (Mustafa Nuri) Açıkbaş (Ahmet Mithat Efendi) ve Moliere’in oyunları).

  1. İçli Komedya

Sentimental komedya olarak bilinir. Oyunların çoğunda birbirini seven bir kızla bir oğlan vardır. Önlerinde çeşidi engeller vardır. Bu engelleri aşıp oyunun sonunda birleşirler. Seyirciyi hem ağlatan hem güldüren bir özelliği vardır. Seyircinin duygularını gıcıklayan bu tür komedya, seyredeni basit, naif bir sorun üzeri­ ne çeker. Gözyaşları ve kahkahalar arasında komedyanın sonuna gelindiğinde, hiçbir iz kalmadan tiyatrodan çıkılır. Mutlu son olmadığı takdirde, oyun içli dram denilen ciddi oyun türlerine yaklaşır.

  1. Dolantı Komedyası

Antik Roma güldürüsünden bu yana kadar gelen uzun bir geleneği sahip bir türdür. Genellikle “Entrika Komedyası” olarak bilinen bu türde, komik öge, ustalıkla birbirine bağlanmış durumlardan ve hareketlerden sağlanır. Latin komedyasının etkisiyle bu komedya türü Batı’da çok geliştirilmiştir. Aksiyon, çeşitli dolantılarla ilerler. Odak noktası kişilerin üzerinde değil, kişilerin çevirdiği dolaplardadır. Komik öge de bu çevrilen dolaplar yoluyla sağlanır. Geleneksel Türk Tiyatrosu’nun Orta Oyunu ile benzerlik taşır. (Örnek oyun; Geveze Berber (Ali Bey), Çok Bilen Çok Yanılır (Recaizade Ekrem)).

  1. Hafif Komedya

Komedya türleri içinde en gevşek dokulu ve en boş olanıdır. Tek amacı eğlendirmektir. Ancak farstan bir farkı vardır: o da oyun kişilerinin daha iyi işlenmiş olmasıdır. Komik öge ince bir yolda verilir, gülmecenin algılanması duyarlık gerektirir. (Örnek oyun; Ah! Wilderness (Eugene O ’Neill)).

FARS

“Sahne üzerinde karikatür sanatı”dır. Olay dizisi mantığının gülünçlük sağlamak için zaman zaman bilinçli olarak bozulması da bu türün en belirgin özelliğidir. Ön planda olan durumlardır, kişiler ise yalnızca tiplerdir. Bu tipler, durumların gülünç olması için araç niteliğindedir. Seyirci oyun kişilerini değil, durumlardan çıkacak sonucu merak eder. Farsta gözlüklü doktorlar, ütüsüz pantolonlu dalgın bilim adamları, geniş omuzlu, çatık kaşlı polisler ve benzeri genel tipler sık sık karşımıza çıkarlar. Bu tür güldürüde bizi ilgilendiren kişiler değil, o kişilerin yaptıklarıdır. Farsta kişileri denetimi altına alan durumlardır. Fiziksel aksiyon çok önemlidir. Komedya ile Fars arasındaki fark, böylece kişilerde değil, durumlarda ortaya çıkar. İlk fars örneklerine, İtalya’da Commedia Erudita‘da rastlarız. On sekizinci yüzyılın en büyük İtalyan oyun yazarlarından biri olan Carlo Goldoni, bu açıdan tiyatro tarihinin en usta fars yazarlarından biridir. Bizde de Turgut Özakman’ı, bazı oyunlarıyla usta bir fars yazarı olarak alabiliriz. Çok çeşitli güldürme kurguları ile donatılmıştır. (Örnek oyun; Yanlışlıklar Komedyası (W. Shakespeare)).

MELODRAM

Fars ile melodram, tragedya ve komedya yanında daha yüzeyde dramatik türlerdir ve kardeş gibidirler. Fars gülünecek olayları abartırken, melodram duygusal olanı abartır. Farsın amacı eğlendirmekse, melodramınki duygulandırmaktır. Melodramın, farsa benzeyen bir yanı, olay üstüne olayın yığılmasıdır. İnsanlar duygusal bir olaya hep tepki göstermişlerdir. Melodram, romantik ve ahlaksal ölçüler içinde, çetrefil bir olay dizisiyle ortaya çıkarılmış bir türdür.

Melodramın heyecan verici yanı, adalet ve özgürlük düşüncesini vurgulamasıdır. Bunun için de bu tür oyunlarda, durumlar üst üste, olaylar art arda sıralanır. Oyun kişileri birer kalıptırlar. Dramatik gelişim içinde hiçbir değişikliğe uğramazlar; başta neyseler sonda da öyledirler. Bütün bu kişilerin değerleri ve nitelikleri önceden saptanmıştır. Olay dizisinin gelişimi içinde herkes hak ettiğini alır; iyiler ödüllendirilir, kötüler ise cezalandırılır. Oyunun kahramanı idealleştirilmiş, iyiyi temsil eden bir kişidir. Birçok engel, acı, eziyet ve haksızlık onu yıldırmaz. Amacına ulaşmak için çabalar ve sonunda istediğini elde eder. (Örnek oyunlar; Sherlock Holmes (William Gilette), Fareler ve İnsanlar (John Steinbeck), Afife Anjelik (Recaizade Ekrem), Tablodaki Adam, Harputta Bir Amerikalı, Paydos (Cevat Fehmi Başkut)).

 

Dram Sanatında Alttürler

Dört temel türden türetilmiş ya da sahne üzerinde gerçekleştirilmiş olan alttürler:

Tragikomedya

Romantik tragedyaya benzer. Trajik bir gelişim içinde gülünç anları ve mutlu sonları olan bir alttürdür. Başlangıçta bu tür, seyirciye korku verecek dehşet sahneleriyle doluydu. Daha sonra, gülünç kişiler trajik kişilerle bir arada aynı aksiyonda bir araya getirilmiştir. (Örnek oyunlar; Bir Kış Masalı (W. Shakespeare)).

Burlesk

“Şakacı” sözcüğünden gelen bir terimdir. Parodiye elverişli konuları bir dizi göz alıcı sahneyle alaya alan ve günün modası olmuş herhangi bir konuda karşıtlıklar kurarak taşlayan hafif bir güldürü türüdür. Çok hızla gelişen, kesik kesik ilerleyen bir konuşma örgüsü bulunur. Konuşmadan çok hareket ve sözsüz oyuna dayanır. Kalın çizgili. belirgin bir ahlak görüşü olmayan bu yergi türünde birbirinden kopuk kısa episoslar yer alır.

Revü

Belli bir temayı işlemek için, birbirine gevşek bir biçimde bağlanmış şarkılar, skeçler, danslar, monolog ve benzeri gösterilere dayanan bazen eğlendirici, bazen eleştirici ve taşlayıcı özellikte bir gösteridir. Revü, güncel sorunları ye insanların zayıf yanlarını ele alıp taşlayan bir türdür.  Çok hızlı sahne değişimleri gerektiren ve ajur zamanda doğru dürüst bir dekor, giysi, ışıklama ile gerçekleştirilen bu tür giderek politik bir içerik kazanmıştır. Ancak bir Avrupa tiyatro geleneğinden türetilmiş olan. Revü, ABD’de salt bir eğlence gösterisi durumunu almıştır. Ne yazık ki, bu geleneğin dışında kalan ülkelerde de Revü, ABD etkisiyle boş bir seks gösterisine dönüşmüştür.

Kabare

Güncel sorunları ve özellikle siyasal ve toplumsal konuları ince bir alayla, iğneleyici, yerici, taşlayıcı bir tutumla ele alıp toplum eleştirisine yönelir. Dışta güldürücü ve eğlendirici olmasına karşın temelde ciddi olan bu tür gösteride şarkılar, danslar, skeçler, monologlar, diyaloglar, diyaloglar, kısa filmler, kısacası tasarlanan eleştiri için ne gerekiyorsa onu sahneye getiren “renkli” bir karışım vardır. Türkiye’nin ilk gerçek Kabare Tiyatrosu, İstanbul’da Haldun Taner’in öncülüğün de açılmıştır. İlk gösterisi 24 Nisan 1962’de Taksim’deki Gen-Ar Tiyatrosu’nda düzenlenmiştir. Taner daha sonra, 1967/8 tiyatro döneminde “Devekuşu Kabare Tiyatrosu” adını alan bu oluşum sürekli topluluk olarak kurmuştur. Bu tiyatro daha sonra etkinliğini Metin Akpınar-Zeki Alasya İkilisi yönetiminde sürdürmüştür.

Skeç

Olayları uzun uzadıya geliştirmeden, en can alıcı çizgiler içinde veren, çoğu kez günlük olaylara ve aile sorunlarına değinen, bir nükte ile biten, esprili, kısa süreli güldürü türü. Bu tür, gevşek dokulu çeşitli gösterilere kurgulanır. Vodvil, burlesk, revü gibi kurgu dizge­ sine göre ortaya çıkarılan gösterilerde yerini alır. Ayrıca, radyo ve televizyon izlencelerinde, özellikle eğlence programlarında bulunur.

Vodvil

Birbirine gevşek biçimde bağlı bölümlerden kurulu şarkılı bir oyundur. Bölümler ya müzikli ya dramatik ya akrobatik ya kalın çizgili güldürü ya da tabloları kapsayacak biçimdedir. Yanılgılara ve olguların tuhaflığına dayandırılarak geliştirilen kalın çizgili bir güldürü havasındadır. Ancak bölümleri kısadır. Buna hafif müzikli oyun da denilebilir.

Opera

Antik Yunan tiyatrosu örnek alınarak, başka deyişle korolu; danslı antik tragedya gösterilerinin yeniden yaşatılması düşünülerek Rönesans’ta ortaya çıkmış, ele aldığı konuyu müziğe dayandırarak geliştiren tür. Bu oyunların konuları müziğe uyması açısından belli açılardan seçilir. Konuşmaların tümü şarkıyla olduğundan, seçilecek konunun da buna uygun olması gereklidir. Baştan aşağı müzikle geliştirilen bu tür, konularını çoğu kez tarihten ve mitolojiden alır. Göz kamaştırıcı dekorlar ve giysilerle oynanan opera, giderek iyi oyunculardan çok, iyi şarkıcılara gereksinim duydu. Dramatik oyun yerine, lirik ve dramatik özellikleri olan sesler opera sahnesine ege­ men oldu. Çağımızda opera giderek sözlü tiyatroya daha çok yaklaş­ maktadır.

Operet

Sözlük anlamıyla “küçük opera” demektir. Başlarda tek bölümlük operalara bu ad veriliyordu. Bugünkü anlamı içinde Viyana müzik kültüründen çıkmış, daha çok eğlendirici nitelikte olan müzikli güldürülerdir. Kalıplaşmış kişileri ve çoğu kez de tipleri kapsayan operetin metin değeri yoktur. Yüzeyde bir olaylar dizisi ile, akıcı, hafif ve renkli melodileri içerir. Operetin konuşmalarının bir bölümü müziksizdir. Ancak bu sözler de gerçekçi bir biçimde söylenmez. Operetlerin içinde dans sözsüz oyun gibi gösteriler de yer alır.

Müzikli Güldürü

Aralarda şarkılar olan bir sözlü tiyatro gösterisidir. Bu türde, metin müzikten daha ön plandadır. Daha çok melodramatik sahneleri içeren, duyguyu ön plana alan müzikli güldürülerdir. Müzikli güldürünün bir bölümü de siyasal ve toplumsal eleştiri yolunu tutmuştur. Brecht ve Weill’in Üç Kuruşluk Opera’sı, Mutlu Son’u bunlara birer örnektir.

Müzikli Dram

“Müziği kullanan Dramatik Tiyatro”. Bu yeni müzikli oyun türü hem sözlü tiyatrodan hem de operadan bazı özellikler almıştır. Söylenen aryaların operadaki kadar önemli olduğu bu tür oyunda, operada savsaklanan karakter derinliği ve konu niteliği burada önem kazanmıştır. Müzikli Dram’ın operadan en önemli ayrılığı, dramatik aksiyonun sözlü tiyatrodaki gibi gelişmesi, operadaki yüceltilmiş ve idealleştirilmiş hareketlerin yerine, gerçekçi, inandırıcı hareketleri getirmesidir.